Boş Zamanımız Var, Peki Boşluğumuz Var mı?

Boş Zamanımız Var, Peki Boşluğumuz Var mı?

Kültür Edebiyat

 Okullar kapandı. Bir dönem sona erdi. Çocuklar karnelerini aldı, sınıflar boşaldı, alarm saatleri bir süreliğine askıya alındı.

Ve hemen peşine belki valizler hazırlandı, belki yaz kurslarına kayıtlar yapıldı, belki de yeni planlar kuruldu.

Peki bu tablo bize neyi gösteriyor?

Çoğu zaman bir kapı kapanır kapanmaz yenisini açıyoruz. Gerçekte neye ihtiyacımız olduğunu durup düşünmeden, hızla başka bir alana yöneliyoruz.

Bir hedef bitiyor, yerine yenisi geliyor.

Bir telaş sona eriyor, başka bir telaş başlıyor.

Dışarıdaki kapılar arasında durmadan dolaşırken, kendi kapımızın önünden belki de hiç geçmiyoruz.

Oysa insanın bazen yeni bir hedefe değil, bir boşluğa ihtiyacı vardır.

Nitelikli bir boşluğa...

Çünkü boşluk, yalnızca yapılacakların azaldığı bir zaman dilimi değildir.

Boşluk; duyularımızı yeniden kullanabildiğimiz, daha önce fark etmediğimizi fark etmeye başladığımız muazzam bir alandır.

Uzun zamandır ihtiyacımız olan ve kendimizle yeniden karşılaşabileceğimiz şeffaf bir alan...

Nefesimizi ve bedenimizi duyabildiğimiz, gerçekten kim olduğumuzu hatırladığımız bir hakikat alanı...

İşte bu yüzden tatil dediğimiz şey sadece boş zaman değildir.

Belki de tatil, nitelikli bir boşlukta kalabilmenin gerçek bir fırsatıdır.

Sessizliği bir tehdit ya da huzursuzluk olarak hissetmediğimizde, bize başka başka odaların kapıları açılır.

Ve belki o zaman, özümüzün bize işaret ettiği yol görünür olur.

Böylece aslında neye ihtiyacımız olduğunu, potansiyelimizin ne olduğunu daha net görebiliriz. Yeni döneme daha emin adımlarla ilerleyebilir, yaşamda topraklanmayı ve bir ağaç gibi kök salmayı seçebiliriz.

Belki bu yaz, dışarıda yeni bir kapı aramadan; bir süreliğine kendi evimize, kendi bedenimize ve kendi iç sesimize dönebilmeyi hatırlayabiliriz.

Peki ne yapabilirsin?

Bu yaz her şeyi değiştirmek zorunda değilsin.

Büyük hedefler koymak zorunda da değilsin.

Belki sadece güne uyanır uyanmaz ekrana değil, gökyüzüne bakabilirsin.

Belki birkaç dakika nefesini izleyebilirsin.

Belki gün ışığıyla biraz daha fazla temas edebilirsin.

Belki bedenini zorlamak yerine ona iyi gelecek şekilde hareket edebilirsin.

Biraz daha su içebilir, biraz daha özenle beslenebilirsin.

Bazen büyük dönüşümler, büyük kararlarla değil; küçük ve sürdürülebilir alışkanlıklarla başlar.

Dur, nefes al ve kendi ritmini hatırla...



 

Paylaş