YKS Öncesi Bedeniniz Çoktan Sınava Girdi
Bu hafta sonu YKS’ye girecek binlerce genç var.Belki son tekrarlar yapılıyor, belki uykular bölünüyor, belki de “ya olmazsa” düşüncesi zihni meşgul ediyor ve büyük bir kaygı tüm bedeni sarıyor.
Aslında asıl sınav çok daha önce başladı.
Fakat belki de YKS, sandığımızdan çok daha fazlası değil; ondan çok önce içerde başlayan sürecin sadece görünür hâli.
Çünkü çoğu zaman önce beden konuşur, sonra zihin bunu kaygı ya da heyecan diye adlandırır.
Hedef belirlediğimiz anda yalnızca zihinsel bir yolculuğa çıkmayız.
Beden de bu yolculuğa eşlik etmeye başlar.
Omuzlar biraz daha yukarı çıkar, nefes biraz daha yüzeysel olur, çene biraz daha sıkılır, kaslar gerginleşir…
Ve çoğu zaman bunu fark etmeyiz.
Peki biz neyi hedefliyoruz?
Bir sınavı mı, bir sonucu mu, yoksa kendimizi mi?
Hayatta hepimizin bir niyeti var:
Bir yere varmak, bir şeyi başarmak, bir eşiği geçmek…
Bu niyetler bizi savrulmaktan kurtarır. Yön verir, güç verir, hatta içimizdeki potansiyeli uyandırır.
Ama burada kritik bir soru var:
Hedefe doğru yürürken hangi durumdayız?
Bedenimiz bu yürüyüşte bize eşlik ediyor mu, yoksa biz onu geride mi bırakıyoruz?
Hedefe doğru ilerlerken hangi paternler bize eşlik ediyor?
Nefesimiz nasıl?
Omuzlarımız nerede?
Çenemiz sıkılı mı?
Uyku düzenimiz nasıl?
İçimizde bir hızlanma mı var, yoksa bir donma mı?
Çoğu zaman “başarmak” için yola çıkarız.
Ama yolun kendisinde kendimizi fark etmeyi unuturuz.
Ve belki de en önemli soru burada başlar:
Eğer hedefe yıpranmış bir beden ve yoğun stresle ulaşıyorsak, vardığımız yerde gerçekten “biz” var mıyız?
Belki de başarı dediğimiz şey sadece sonuca ulaşmak değildir.
Belki de başarı; hedefe giderken kendimizi kaybetmeden, içimizdeki dengeyi bozmadan ilerleyebilmektir.
Çünkü bazen kazanırız… ama çok yorulmuş oluruz.
Bazen ulaşırız… ama içimizde bir şey eksilmiş olur.
Bazen de “başardım” deriz ama bedenimiz çoktan başka bir yerde kalmıştır.
Peki bu gerçekten bir başarı mı?
Belki de başarı tanımını yeniden düşünmenin zamanı gelmiştir.
Belki başarı;
sonucu zorlamak değil, süreci taşımaktır.
Belki başarı;
disiplini kaybetmeden, şefkati de kaybetmemektir.
Belki başarı;
elinden geleni yapıp, sonucu hayata bırakabilmektir.
Ve en önemlisi:
Hedefe giderken kendini de yanında götürebilmektir.
Belki de en büyük başarı, hedefe ulaşmak değil; kendimizi kaybetmeden yürüyebilmektir.
Küçük bir hatırlatma:
Bugün kendine şu soruları sorabilirsin:
• Nefesim şu an nasıl?
• Bedenim nerede geriliyor?
• Ben şu anda gerçekten burada mıyım?
Çünkü bazen en büyük farkındalık, büyük cevaplar değil… küçük fark edişlerdir.
-Dur, nefes al ve kendi ritmini hatırla -