Üniversitelerdeki Nostaljik Teröristler

Üniversitelerdeki Nostaljik Teröristler

Kültür Edebiyat

Nostalji; geçmişe duyulan özlem demektir. Bir şeyi yaşar, geride bırakır ve güzel bir hatıra olarak anar hakka 'keşke yine olsa' diye düşünürsünüz. Ancak biz o anları hiç özlemedik, geri gelsinler diye hiç beklemedik. Yüzleri poşuyla kapalı, koyu haki kabanlarıyla slogancı, tv dizilerinden fırlamışçasına kin dolu, güya üniversiteleri anlatan filmlerden bıkalı da çok oldu.

Nostalji; geçmişe duyulan özlem demektir. Bir şeyi yaşar, geride bırakır ve güzel bir hatıra olarak anar hakka "keşke yine olsa" diye düşünürsünüz.

Ancak biz o anları hiç özlemedik, geri gelsinler diye hiç beklemedik. Yüzleri poşuyla kapalı, koyu haki kabanlarıyla slogancı, tv dizilerinden fırlamışçasına kin dolu, güya üniversiteleri anlatan filmlerden bıkalı da çok oldu.

Tüm sempatik gösterme çabaları da çöpe gitti. Asıl jönlerin dürüst tavırları, maşalıkları kabul edilmiş dublörleri tekrar gündem yapamaz bu ülkede. Ancak gerçek sorun, bu kullanılmış dublörleri tekrar birer star yapma çabasındakiler yüzünden yaşanıyor.

ONLAR KİM Mİ?

- Hayatında ilk kez %95'i yerli üretim GÖKTÜRK - 2 uydusunu uzaya fırlatırken, güya "şiddeti protesto edenleri" arkalayanlar...

- Toplumsal gerginlikleri önlemek isteyen ve şiddeti eleştiren dekan ve rektörleri, "hükümetin atadıkları" diye sınıflayıp aşağılayanlar...

- Düşünce ve fikir özgürlüğünü, protesto hakkıyla birleştirip, demir bilyeleri başbakanın, bakanların, gazetecilerin, ülkenin başına savurmak isteyenlere içten içe "aferin" diyenler...

- Özgürlüğü tek yanlı algılayıp, inanan akademisyen ve öğrencilerin "mescit açılsın" talebine "ilim yuvalarında ibadethane olmaz" diye ayak sürüyenler...

- Uludere karanlığı yargıda aydınlanmayı bekler ve hükümet görülmemiş bir tazminatla adım atıp yargı sonucuna işaret ederken, "Roboski" diye tutturup, asıl niyetleri üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğunu hissettirenler...

- Sırt sıvazlayıcılar, molotoflu çocukları, taşlı gençleri, ülkenin geleceği olarak umutla pışpışlayanlar...

- Geciken ama yine de gerçekleşmesi herkesi mutlu eden "milli sanayi, milli tarım, milli teknoloji" kavramlarındaki ataklardan ve "milli" kelimesinden huylanıp karın ağrısı çeken medya patronları...

- Adi prostestoları, asırlık özlem haberlerine galip kılıp, manşetten, sürmanşetten veren yayın yönetmenleri, gazeteciler...

Unutulan bir ayrıntı var;

30 yıldır terör belasından muzdarip, her türlü provokasyona ve acıya çeliklenmiş, gençleri dünya ile saniye farkı yaşamayan, her bulunduğu noktada internetle haşır neşir, ilimin ve özgürlüğün değerini kavramış, bu millet, "durumdan vazife çıkaranları, masa başındaki toplum mühendisliği tasarımcılarını, kuru slogancılığı" artık YEMEZ...

Sebebi de açık;

TÜRKİYE "RADYOYU ELE GEÇİRELİM, İHTİLAL YAPALIM TÜRKİYESİ DEĞİL.

TÜRKİYE "DAĞLARA GEL DAĞLARA" ŞARKISINI HAYAT FELSEFESİ YAPACAK TÜRKİYE DEĞİL.

TÜRKİYE'NİN UMUTLARI VAR VE HAYIRLI BİR GELECEK HAYAL EDİYOR.

TÜRKİYE'DE STATÜKONUN, GELENEKSELCİLİĞİN, TEPEDEN İNMECİLİĞİN DÖNEMİ GERİDE KALDI.

Aklı, beyni, yolu, yöntemi 80'lerde kalanlar için "nostaljik filmleri" tavsiye ediyorum. Hiç olmazsa daha zararsız olabilir...

Mehmet CAN

mehmetcan@radyo7.com.tr

 

Paylaş