Popüler Kültürün En Önemli Ayağı Medya

Popüler Kültürün En Önemli Ayağı Medya

Kültür Edebiyat

Radyo 7 Haber Yönetmeni ve Spikeri Mehmet Can, Düşünce Dergisi'ne özel bir röportaj verdi.

Radyo 7 Haber Yönetmeni ve Spikeri Mehmet Can, Düşünce Dergisi'ne özel bir röportaj verdi.


Düşünce Dergisi : Yeni başlayanlar için Popüler Kültür kavramından bahseder misiniz?

Mehmet Can : Bir cazibe merkezi... Ancak kabul edelim ki bu cazibe yakın ve uzun vadeli farklı tesirlere sebebiyet veriyor. Yakın vadede bilinirlik, tanınırlık buna bağlı olarak ekonomik getiriler avantaj gibi gözükse de uzun planda yıpranma, kişisel haklarınızı kullanamama ve popüler kültürün hazırladığı tuzaklara düşme gibi riskleriniz var. Siz tanınmış biri olarak ya da tanınmakta olan biri olarak bireysel haklarınızı kullanamamaya başladığınızı görüyorsunuz ya da çevrenizin yaptığınız işle alakalı oluşmaya başladığını görüyorsunuz. Bu, yayıncı olarak büyük bir sorun bana göre. Bir de meseleyi yayıncı boyutundan alıp genel boyuta taşıdığımızda gençlerin karşı karşıya kaldıkları riskler var, tehditler var. Popüler kültür, özellikle geçiş evresindeki gençlerin sağlıklı, tutarlı fertler olmalarını da belli bir oranda geciktiriyor. Kendi kurallarını ortaya koyuyor ve o kurallara uygun fertler olarak yaşamlarını sürdürmelerini sağlıyor. Oysaki inançlı gençlerin, bu kültürün gençlerinin batının dayattığı popüler kurallara karşı getireceği alternatifler olmalı. Ancak özellikle sanal medyayla, karasal, işitsel ya da uydu medyasıyla karşımıza çıkan şey; gençlerin tek başına bırakılmadığı gerçeğidir. Herkesi belli bir kalıba koyup belli bir standartta görüp o şekilde yaşamalarını ve algılamalarını sağlıyorlar. Bu sebeple herkesi popüler kültürün risklerine karşı ihtiyatlı olmaya davet ediyorum.

Düşünce Dergisi : Peki bir yayıncı olarak medyanın popüler kültür üzerindeki etkilerini nasıl görüyorsunuz?

Mehmet Can : Medya popüler kültürün bir numaralı ayağıdır aslında. Radyoyu, televizyonu, gazeteyi bunun bir numaralı vasıtası olarak tanımlıyorum. Ama artık buna interneti de dâhil etmemiz gerekir. Radyonun, televizyonun, gazetenin ve derginin geciktiği yerde bu bakış açısının yerleşmesi için internet yayımcılığı, ki artık bir kitle iletişim aracı haline dönüşmüştür, bu bakışın topluma hâkim olması için aktif olarak kullanıldığını görüyoruz. Dünyanın bir tarafından kalıbı oluşturulmuş yapı, internet vasıtasıyla, sinema, dizi - film hatta reklamlar kanalıyla dünyanın bir başka uzak noktasındaki nesillere, jenerasyonlara yaptırım olarak uygulanıyor. Bunun alternatifi olabilecek yayıncılık oluşturulamaz mı ya da yok mudur? Tabii ki var, tabii ki oluşturulabilir. Ama mukayeseyle medyanın popüler kültürün esaretinin büyük maşası olduğunu ifade etmeliyim, itiraf da etmeliyim. Belki de medyanın sermayesini ortaya koyan şey bunu yapmaya mecbur bırakıyor. Özetlemek gerekirse; "Senin sermayeni ortaya koyan ben, seni nasıl yayın yapacağına da karar veririm" diyen bir bakış bu. Dolayısıyla medya organlarının bunun dışına çıkması çok kolay gözükmüyor. Dünyada batı kaynaklı olarak kabul edilen, bilinen medyanın; Yahudi sermayesi eliyle yaşatıldığını da hatırlarsak, bunun şaşırtıcı olmadığı sonucuna varabiliriz. Son cümlemin altını bir kez daha çiziyorum. Dünyada medya Yahudi sermayesinin elindedir.

Düşünce Dergisi : Tam da bu noktada Müslüman bir şahsiyet, popüler kültürün neresinde konumlanıyor?

Mehmet Can : Tam merkezinde olmasa bile içindedir. Direniyor olsa bile içindedir maalesef. Dışına çıkabilmek içinse gayret sarf etmek zorundadır. Bu bir toplumsal beklentidir aynı zamanda. Ve Müslüman şahsiyetin de direnç göstermesi gereken bir noktadır. Şikâyetçisi olduğumuz şey için gayret sarf etmez isek dışına çıkabilmemiz de muhtemel değildir, mümkün de değildir. Ancak dışına çıkabilmemiz, bahsi geçen şikâyetçisi olduğumuz konunun dışında var olabilmemiz, böyle bir alanın mevcudiyetiyle, varlığıyla da ilgilidir. Bu varlığı oluşturacak şey ise tabandan tavana yükselen istektir, arzudur. Eğer Müslüman şahsiyet, Müslüman camia, Müslüman millet, Müslüman ülke popüler kültürün yozlaşmışlığının dışında varlığını sürdürmek niyetinde ise önce bunu talep etmeli ne olduğunu tam olarak kavramalı, algılamalı ve alternatiflerini geliştirmelidir. Alternatif geliştirmezseniz o sistemin maalesef ki içinde yer alırsınız. Bugün çoğumuzun içinde yer aldığı gibi.

Düşünce Dergisi : Son olarak sosyal medyadan biraz bahsedebilir misiniz?

Mehmet Can : Bireysel olarak baktığımda ben sosyal medyayı işimin bir gereği olarak görüyorum. Ancak bir kısım mahsurlarını da, ciddi mahsurlarını da tanımlıyorum. Birincisi zaman kaybı. İkincisi yalnızlaşma. Yani topluluk içinde birbirimizle, ailemizle ilgilenmek yerine sadece ona entegre olmak, onunla yaşamak, oradaki ilişkilerimize ağırlık vermek; öte yandan sosyal medyanın varlığını reddediyor olmak da akılcı olmaz. Ancak sosyal medya olarak tanımlanan bu grubun, artık kitle iletişim araçlarını da bu guruba dâhil edelim, alternatifini koyamadığımızda da esaretiniz kaçınılmaz oluyor. Dün bir haber vardı. İran'da "Beşir" adlı bir arama motorunun, video paylaşım sitesinin devreye sokulacağı... Kaygılı bir gerekçe ise şöyle özetleniyordu Google ve benzerleri için: İnsanların ve devletlerin kişisel bilgilerini, özel bilgilerini mahrem bilgilerini alıp ticari meta haline dönüştürdükleri için biz "Beşir" alternatifini ortaya koyuyoruz. Doğru, internet dediğimiz sosyal medya ya da sanal medya dediğimiz yapı batı tandanslı, çıkışlı bir yapıdır. Ve insanların hayatına dâhil olmuştur. Yaşamı kolaylaştırmış gibi gözükmekle birlikte, bir kısım fotoğrafları, bilgileri, yaşadığımız yerleri, sevdiklerimizin görüntülerini, doğum günlerimizi hatta devletlerin bazı istihbari bilgilerini bütün dünyanın hizmetine sunmaktadır. Bunu büyük bir risk olarak görüyorum.

25.04.2013

 

Paylaş