Trafikte "Seri Suçluluk”
Denizli'de Kurban Bayramı'nda yaşanan ve 8 kişinin ölümüyle sonuçlanan trafik kazası aklımıza “seri suçluluk” kavramını getiriyor.
Bir otobüse binerken, bir trene adım atarken ya da bayramda
sevdiklerimize kavuşmak için uzun bir yolculuğa çıkarken aklımızdan geçen son
şeydir ÖLÜM.
Çünkü hepimiz, bizi taşıyan aracın güvenli, direksiyondaki
kişinin gerekli yeterliliğe sahip olduğuna ve denetim mekanizmalarının görevini
yaptığına inanırız.
Aslında her yolculuk biraz da görünmez bir güven
sözleşmesidir.
Denizli’nin Sarayköy ilçesinde yaşanan facia, işte bu güven
duygusunu yerle bir etti. Yolcu otobüsü bariyerlere çarpıp alev topuna
döndü. 1’i 9 aylık bebek olmak üzere 8 kişi hayatını kaybetti, 33 kişi
yaralandı.
Kazadan kurtulanların anlattığına göre şoför Mustafa Fevzi
Merdun, kazadan sadece 20 dakika önce aracı yol kenarına çekip arıza kontrolü
yapmış, sonra yola devam etmişti. Ve en çarpıcı detay: Aynı şoförün alkollü
araç kullanmak dahil 36 kez trafik cezası aldığı ortaya çıktı.
Ülkemizde ihmalkarlıklar ve denetimsizlikle bile bile gelen
bu facialar şimdi kendimize çevirdiğimiz aynanın aksı..
Olayın ardından ortaya çıkan o dehşet verici detay, bunun
bir "görünmez kaza" olmadığını, adeta planlanmamış bir
“cinayet” olduğunu kanıtlar nitelikte.
36 Uyarı, 36 Ceza! Neden Yetmedi?
Bu sayı, basit bir istatistik ya da yol kuralı ihlali
kombinasyondan ibaret değil. Bu sayı, bir sürücünün trafiğe, kurallara ve en
nihayetinde insan canına karşı gösterdiği umursamazlığın açık belgesidir.
Hız ihlalleri, hatalı sollamalar, alkollü araç kullanma,
kırmızı ışık ihlalleriyle dolu bir sicil, o direksiyonun arkasında saatli
bir bombanın oturduğunu yıllardır haykırıyormuş.
Burada sormamız gereken can alıcı soru şudur: Bir sürücünün
topluma ve trafiğe açıkça tehdit oluşturduğunu anlamak için daha kaç ceza
kesilmesi gerekiyordu?
Sistem, ihlalleri sadece makbuzlandırıp tahsil edilecek
birer dijital veriye dönüştürdüğünde, kuralları çiğnemeyi alışkanlık haline
getirenler için cezalar caydırıcı birer unsur olmaktan çıkıp, "yol
kullanım bedeline" dönüşüyor.
Parasını ödeyenin, canı istediği gibi terör estirebildiği
bir trafik düzeni, her sabah evinden çıkan masum insanların hayatını yazı-tura
atmaya mahkum ediyor.
Trafikte "Seri Suçluluk" Kavramı
Hukukta bir kişi benzer suçları defalarca işlediğinde
"seri suçlu" veya "kamu güvenliğine tehdit" olarak kabul
edilir ve adaletin pençesi daha sertleşir. Söz konusu trafik olduğunda, 36 kez
kural çiğneyen bir profilin tonlarca ağırlıktaki bir aracı, içinde onlarca
canla yüksek hızlarda sürmesine neden izin veriliyor?
Bu kaza;
Sadece bir anlık dikkatsizliğin,
Sadece kaygan bir yolun,
Sadece teknik bir arızanın sonucu olamaz.
Bu kaza, kuralları hiçe saymayı yaşam tarzı haline getirmiş
sürücüleri direksiyonda tutmaya devam eden denetim mekanizmasının ortak
trajedisidir.
Yürek burkan hikayeler…
Düşünün: Bayram tatili bitmiş, final sınavlarına yetişmeye
çalışan üniversite öğrencisi Zehra Eyiol mezuniyet cübbesini giyemeden
aramızdan ayrılıyor. Balayındaki Merve Erik, dönüş yolunda hayatını kaybediyor.
Civan Şen, kucağındaki 9 aylık oğlu Eyüp Miraç’ı korumak için üzerine kapanıyor
ama ikisi de alevlerin arasında kalıyor. Anne-kız Gülitay Boğa ve Fatma Kartal
ise, yıllar önce yaşamını yitiren akrabalarının mezarını ziyaret etmek için
yola çıkmıştı.
Farkında olmadan hayatımızı ehliyetsiz ellere emanet
ediyoruz… Bir uçağa binerken pilotun geçmişini bilmeyiz. Bir trene adım
atarken makinistin sicilini sorgulamayız. Bir otobüs yolculuğunda şoförün kaç
kez kural ihlali yaptığını araştırmayız.
Çünkü modern hayat, her şeyi tek tek kontrol ederek değil,
kurumlara ve kurallara güvenerek sürdürülebilir.
Aslında her yolculuk, görünmez bir teslimiyettir.
"Cezası Neyse Öder, Devam Ederim"
Trafik cezaları sadece bir bütçe kalemi ya da usul hatası
gibi görülmekten acilen çıkarılmalıdır. Belirli bir sayının üzerindeki
ihlaller, doğrudan "kamu güvenliğini kasten tehlikeye atma" suçu
kapsamına alınmalı, bu kişilerin ehliyetlerine süresiz el konulmalı ve bir daha
asla ticari araç kullanmalarına izin verilmemelidir.
Trafiğe alkollü çıkan bir kişi, tabancasının namlusuna mermi
sürüp, beline takan ve insanların arasında dolaşan kişiyle aynı paralellikte
bir tehdittir.
Yapılması gereken, kuralları çiğnemeyi alışkanlık haline
getiren acımasızları, acımadan sistemin dışına itmektir.
Aksi takdirde, yollarımızda kilometrelerle birlikte, yitip giden canları saymaya devam edeceğiz.