Gerçekten Aç mıyız?

Gerçekten Aç mıyız?

Kültür Edebiyat

 Her hissettiğimiz açlık, gerçekten yemek yeme açlığı mıdır?

Gün içinde kaç kez "Acıktım." diyoruz?

Peki her hissettiğimiz açlık gerçekten bedenimizin besine ihtiyaç duyduğu anlamına mı gelir? Açlık gibi hissettiğimiz bu durum bazen bir alışkanlığın, bazen de bambaşka bir ihtiyacın sessiz bir sinyali olabilir.

Bazen canımız tatlı ister. Bazen durup dururken mutfağa yöneliriz. Bazen de tok olduğumuz hâlde bir şeyler atıştırmaya devam ederiz.

Elbette fiziksel açlık gerçektir ve bedenimizin en temel ihtiyaçlarından biridir. Ancak her açlık hissi yalnızca mideyle ilgili olmayabilir. Bazen bedenimiz bize farklı bir ihtiyacını anlatmaya çalışır ancak ve biz bu sinyali açlık olarak yorumlayıp her seferinde aynı yerden cevap verdiğimizde istemeden de olsa kendimize zarar verdiğimi fark etmeyiz. 

Bu nedenle her acıktığımızda kendimize küçük ama önemli bir soru sormak kıymetlidir:

"Şu anda gerçekten aç mıyım, yoksa başka bir şeye mi ihtiyaç duyuyorum?"

Çünkü günümüzün hızlı temposunda bedenin sinyallerini duymak giderek zorlaşıyor. Çoğu zaman yemek yerken bile bilgisayara bakıyor, telefonla ilgileniyor ya da bir sonraki işi düşünüyoruz. Böyle olunca yalnızca ne kadar yediğimizi değil, gerçekten ne zaman acıktığımızı da fark etmek güçleşiyor. Bedenin ince sinyalleri, hayatın hızının içinde sessizce kayboluyor. Ve insan, fark etmeden kendi bedeninden biraz daha uzaklaşıyor.

Gerçek fiziksel açlık çoğu zaman yavaş yavaş gelir. Mide kazınır, enerji düşmeye başlar ve birçok yiyecek iştah açıcı görünür.

Buna karşılık, aniden ortaya çıkan ve yalnızca belirli bir yiyeceği isteyen istekler bazen başka bir ihtiyacın işareti olabilir. Özellikle "Şu an mutlaka tatlı yemeliyim." ya da "Bir şeyler atıştırmadan duramıyorum." dediğimiz anlarda bedenimize merakla yaklaşmak faydalı olabilir.

Belki de açlık her zaman bize "Beni doyur." demez.

Bazen sadece "Beni dinle." der.

Belki bedenimiz susamıştır.

Belki dinlenmeye ihtiyaç duyuyordur.

Belki uzun zamandır nefes almaya fırsat bulamamıştır.

Belki yalnızca kısa bir mola istiyordur.

O yüzden her açlık hissinde kendimizi suçlamak ya da hemen mutfağa yönelmek yerine birkaç saniyeliğine durabiliriz.

"Şu anda bedenimin gerçekten neye ihtiyacı var?"

Çünkü beden, ihtiyaçlarını çoğu zaman yüksek sesle değil; küçük sinyallerle anlatır. Biz ise onları ancak yavaşladığımızda duyabiliriz.

Belki de bazen bedenin ihtiyacı bir tabak yemek değil; kısa bir mola, bir nefes, bir bardak su ya da kendisiyle yeniden bağ kurabileceği birkaç dakikadır.

Dur, nefes al ve kendi ritmini hatırla.


 

Paylaş