Doğu Guta

Doğu Guta

Kültür Edebiyat

 İnsan kanının değil ama Müslüman kanının gitgide ucuzladığı, hatta yok pahasına olduğu bir dünyada yaşamak insanı ya tamamen duyarsız yapıyor ya da hasta yapıyor.

 Üçüncü bir yol da, biraz durup düşünmek.

Duyarsız olmayı seçenlere karşı zaman zaman öfkeleniyoruz, kızıyoruz haklı olarak.

Neredeyse bir asırdan fazla bir zamandan beri haber veren mecraların tümü, her gün Müslümanların yaşadığı ülkelerden ölüm haberleri veriyorsa, insan olarak, biraz durup düşünmemiz gerekiyor.

Duyarsızlaşmadan,

Hasta olmadan durup düşünmemiz gerekiyor.

Mesela 1960’ların başından beri Filistin’den gelen ölüm haberleri hiç dinmezken buna, Afganistan, Lübnan, Çeçenistan, Doğu Türkistan, Bosna, İran-Irak, Keşmir, Cezayir, Sudan, Libya, Irak, Yemen, Suriye ve yaklaşık kırk yıldan beridir de bir ayrılıkçı kiralık örgüt olan PKK yüzünden Türkiye’nin Güney Doğusunda kan akıyor.

Ve ne yazık ki, bu duyarsızlık devam ettikçe, Dünya Müslümanlarının kan akışı, bundan sonra da artarak devam edeceğe benziyor.

Eğer düşünmeyi bırakır, sorgulamaktan vaz geçerseniz

Hiç şüpheniz olmasın bu kan durmayacak.

Bugün şu ülkenin, yarın öteki ülkenin, daha sonra başka bir Müslüman ülkenin insanının kanı akacaktır ve kanlarımızı akıtanlar da bu kanlardan beslenmesini sürdürecektir.

Yedi yıldan beridir Suriye’de, hiç durmadan kan akıyor.

Yer yüzünde yaşayan yaklaşık iki milyar Müslümanın hepsinin ya tamamen kalpleri taşlaştı ya da hep birlikte hasta oldular.

Doğu Guta’da olanları Türkiye ve Erdoğan dışında hiç kimse duymuyor, görmüyor.

Halbuki, bu yapılanlar öylesine acımasız, öylesine zalimce, öylesine

kahpece ki insanlığın tarihinde benzeri az görülmüştür.

Bir mezhebe mensup olanların çoluk çocuğunun, yaralı ve yaşlılarının toplu olarak, aç susuz bırakılarak, acı çektirilerek, yavaş yavaş ve hunharca yok edilmesi değil insanlığa, hayvanlığa bile sığmaz.

Yaklaşık yarım milyon bebek, kadın, çocuk ve yaşlı insan Doğu Guta’da beş yıldan beri abluka altında tutuluyor.

Bu insanlar bir yandan hastalık, açlık, susuzluk ve ilaçsızlıktan dolayı, diğer taraftan bombalardan, kimyasal silahlardan yavaş yavaş ve acılar içinde kıvranarak ölüyor.

Bu bölgeye ne insan hakları, ne sivil toplum örgütleri yaklaşamıyor.

Esed’in ve onu destekleyen Ali Hamaney’in, Hasan Ruhani’nin Doğu Guta’da yapılanlarla birlikte, hayvandan aşağı olduklarını da böylece fiilen görmüş olduk.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) 27 Şubattan itibaren saat 09 00 ile 14 00 arasında ateşkes ilan etmişti.

Ateşkes kararı o günden itibaren, bugüne kadar hiç uygulanmadı.

Esed her gün bombalamaya, öldürmeye devam ediyor.

Dünya üzerinde Erdoğan dışında hiçbir lider, Türkiye dışında hiçbir ülke sesini çıkarmıyor.

Herkes seyrediyor

Hatta İran , Avrupa, İsrail ve Amerika alkışlıyor.

Şimdilerde Çin’de Esed’in tarafından, alkışlayarak ve seyrederek devreye girdi.

Rusya “tavşana kaç tazıya tut” politikası izliyor.

Asıl öldürücü darbeyi ise halkı Müslüman olan ülkeler vuruyor.

Üzerlerine ölü toprağı dökülmüş gibi sesleri çıkmıyor.

Yürekleri betonlaşmış gibi duyarsızlaştılar.

Bu kadar büyük katliamlar karşısında susmak gerçekten çok manidar.

Ve hayra alamet değil.

 

 

Ferman Karaçam - Haber 7 

 

fermankaracam@gmail.com 

fermankaracam@twitter.com 

twitter.com/fermankaracam 

facebook.com/fermankaracam 

 

Paylaş